ÖNEMLİ NOT: BU HİKAYEDEKİ KİŞİLER, KURUMLAR VE OLAYLAR TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜ OLUP; GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.
2009 yılı, Woodland Hills yakınlarında Runyon Kanyonu Milli Parkı civarında ağaçlık alana yakın park etmiş bir karavan... Melekler kadar güzel yerel polis devriyesi Anharat, gözlerini açtı... çenesinde şiddetli bir ağrı vardı. Ayakları bileklerinden koli bandı ile bağlanmıştı... kolları da yattığı yatağın üzerinde özel olarak hazırlanmış halkalara kelepçelenmişti... boynu da külotlu çorap gibi bir şeyle yatağa bağlanmıştı. Hareket edemiyordu... Büyük karavanın içi loş bir ışıkla aydınlatılmıştı. Zorlukla konuşarak "bu yaptığınız ABD eyalet yasalarına göre büyük bir suç! bir polis memurunu rehin alıyorsunuz... kimsiniz? ne istiyorsunuz benden?" diye bağırdı... Birden karavanın kapısı açıldı ve Karavan sallandı... Ne olduğunu anlamaya çalışırken; birden üzerine; yüzüne ve göğsüne doğru inen o kocaman karartıyı gördü.... Anharat: "Aman Tanrım! İsa yardım et! nesin sen! iblis misin? AHHHHHHHHHHH! AAAAAAAAAHHHHHHH" diye bir çığlık attı... zaten incecik bir deri bir kemik olan vücudu, sırt üstü yatırıldığı su yatağıyla o kocaman, devasa, kütlenin altında sıkışmıştı...
2008 yılı, Los Angeles... 6 ay içinde Melekler Şehri’nde on tane melek gibi, zayıf güzel kadın’ın
cesedi bulunmuştu. Hepsi birbirinden güzel manken gibi kadınlardı. İki
tanesi lise öğrencisiydi. 3 tane hemşire, 2 ev hanımı ve bir rahibe… Rahibe
günah çıkarma kabininde öldürülmüştü.
Şehirde son kurban yine çok güzel anoreksia denilecek kadar zayıf bir deri bir kemik bir kadın polisti. Sonya'nın, devriye yaptığı mahalde, tenha bir binada cesedi bulunmuştu. Silahı ve kelepçeleri alınmıştı. Cinayetlerde herhangi bir ateşli silah, bıçak, ip vs. kullanılmamıştı. Otopsi yapan doktor hayret etmişti. “Bu kadın memur da diğer kadınlar gibi öldürülmüş... Sanki bir şey onları ezmiş altında pres yapmış… “ demişti. Önce cinayetleri araştırmada yavaş davranan Los Angeles Polisi; kurban bir kadın polis olunca harekete geçmişti. FBI da işin içine karışmış; genç, güzel ve toy bir ajanlarını yardıma göndermişlerdi.
Doktor’un bu sözü onu hem sinirlendirmiş hem de çocukluk anılarına götürdü. Sıska olmasına rağmen dayanıklı fiziğine güvenip Okulun Judo takımına girmişti. Kendisi Lise’de sınıfın en zayıf kızıydı ama yine de kalıbına göre güçlü çetin-ceviz bir yapısı vardı ve takımın en iri kemikli, en kilolu ve en uzun kızıyla öz güvenli bir şekilde kapışmıştı.
Tabii bir anda kendini onun kocaman poposunun altında buluvermişti. Nerdeyse ölüyordu. 150 kiloluk 2 metre civarında boyu olan Dorothy Elizabeth MONTGOMERY onu ipon-seonage hareketiyle yere çarpmış ve bununla da yetinmeyip karnına oturmuştu ve keyifli bir şekilde Natalia’nın üstünde iki ayağını yanlara uzatarak hoplamıştı. Güçlü baklavalı karın kaslarıyla onun koca poposunu bir iki kere havalandırsa da, sonunda pes etmiş "aaaAAAAAHHHH! diye haykırmıştı.
Şişko şeytan, sıska Natalia’yı ezmekten büyük zevk alıyordu. Doroty zayıf arkadaşının karnından kalkıp göğsüne oturdu... Neyse ki Judo Eğitmeni: “kaldır koca poponu kızın üstünden! fil gibi çökmüşsün üstüne! Öldüreceksin kızı!... o poponla bir gün birini öldüreceksin korkarım, bunu herkese yapıyorsun! bu gidişle kovacağım seni takımdan” demese Natalia'yı o an aldığı zevkle öldürene kadar ezebilirdi.
Doroty Natalia'nın üstünden kalkıp: "kusura bakma sıska melek! bazen kendimi kontrol edemiyorum; iyisin değil mi?" dedi
Natalia: "AAAAHHHH! çektiğim acıyı ağrıyı saymazsak... başıma gelen en güzel şeydi tontonum... gerçekten çok ama çok büyük ve çok güzel bir popon var. Onun altında kaldığım için çok şanslıyım. Benim popom yumruk kadar anca... öldürmemek şartıyla üstüme istediğin zaman oturabilirsin. Ölmek istemiyorum çünkü bu zevki bir daha yaşayamam" diyerek güldü tabii Doroty de "OOOOHHH YEA" diyerek sevinç çığlığı attı.
Natalia ile Dorothy bundan iyi dost olmuşlardı. Dorothy Evde Natalia’yı nerde yakalarsa yere yatırıp
üstüne oturuyordu. Bazen Kanepe’de bazen yerde... Natalia’yı arkadaştan ziyade
minder olarak kullanıyordu. Bazen Natalia'nın sırtına biniyor, kızın incecik beline eşeğe biner gibi oturup Natalia'ya koca gövdesini taşıtıyordu. Natalia da zayıf ama güçlü bir kızdı. Şişko koca-götlü arkadaşını sırtında taşıyabildiği kadar taşıyordu ve ayrıca zayıf bir melek olarak o şişko şeytanın devasa poposunun altında ezilmekten mutluydu. Ne zaman evde ikisi bir araya gelse “OOOOH” ve “AAAAHH” sesleri dışardan
duyuluyordu. Tabii OH! diyen şişko Doroty idi. AH! diyen de zayıf Natalia... Kızını sürekli o 150 kiloluk kızın altında gören Natalia’nın
annesi “sen bir gün bu kızın koca götünün altında öleceksin! Karışmam” diyordu.
Natalia “AAAAHHH! keşke onun altında ölsem. Ama yok ölmeyim... ölürsem bir daha üstüme oturmaz” diye cevap veriyordu.
Lise’den sonra Natalia ve ailesi babasının işi dolayısıyla Florida' ya taşınmışlardı... orada Natalia karate kurslarına giderek siyah kuşak 3 dan sahibi bir karateci olmuştu. Önce sınavları kazanarak yerel polis olmuştu. Daha sonra FBI sınavlarına girerek FBI ajanı olmuştu. Bu arada Doroty ile hiç görüşmemişlerdi. Natalia "acaba o mu?" diye düşündü ama sonra güldü. Ama yine eski arkadaşını şüphelilerden ayırmak için onu bulmaya karar verdi. Önce Ailesini buldu.
Dorothy’nin annesi ona “Lise’den sonra Tıp
Fakültesine girdi. Uzmanlığını dermatoloji alanında yaptı. Plastik cerrahi konusunda uzman
olan bir Japon kadın doktor’un yanında asistan olarak işe girdi. Patronu
tanınmış bir doktordu. Bir gün muayenehanesinde ölü bulundu. Ezilerek
öldürülmüştü; zaten çıtı pıtı ufacık bir şeydi. Kızımı, o küçük, sıska Japon
kadını üstüne oturup öldürmekle suçladılar. Kızım mahkemede ***“Bana siyah
kuşak karateci olduğunu” söyledi ve “o kadar sert bir fiziğim var ki; üstüme
otur! hopla! seni hissetmem” dedi, Ben de ısrar edince üstüne oturdum;
maalesef altımda ölmüş, popomun altında kaybolmuştu adeta... öldüğünü fark etmedim bile, beni altımda ezilmeyeceğine, ağırlığıma dayanacağına ikna eden oydu... çok üzgünüm*** dedi.
Ama yine de kızıma kazara ölüme sebebiyet vermekten 10 yıl hapis cezası verdiler. Ancak, iyi halden ve avukatının muazzam çabası sonucu 5 yıl hapis yattı. Onu hatırlıyorsun zaten dev gibiydi. Hapishane’de daha da kilo aldı. 300 Kiloya kadar çıktı. Zayıflayamayınca kilosunu değerlendirip kas yaptı, ağırlık güç sporlarıyla uğraştı. Sumo Güreşçisi oldu. Hiç maçlarını izlemedin mi? 2 yıl önce Japonya'da kadınlarda 1. oldu. Reklamlarda filan da oynadı. Çok iyi paralar kazandı. Kazandığı para ile kendine villa ve de lüx bir karavan aldı. Yakında tekrar maç için Japonyaya gidecek. Bizimle pek sık görüşmüyor.” dedi.
Arkadaşının bir kadın doktoru tıpkı kurbanlar! gibi öldürdüğünü öğrenince şüpheleri iyice yoğunlaştı Natalia’nın... Arkadaşını villasında ziyaret etmeye karar verdi. Villayı buldu. Tabii cinayetlerin nasıl işlendiğini tam olarak çözemediği ve arkadaşının da suçlu olup olmadığından emin olmadığı için; yardıma geldiği yerel polise bu durumu anlatmamıştı. Onlara ne diyecekti ki: "Lisede şüşğo mu şüşğo zebellah gibi bir arkadaşım vardı, benim de üstüme oturuyordu... kesin onları o öldürmüştür" dese; "hay seni FBI Ajanı yapanı..." diye söverlerdi kendisine :)
Natalia Elizabeth'in zayıf güzel kızları ezme fantezisini bildiği için onu tahrik edecek şekilde giyindi, saçlarını da dalgalı yaptırdı. Güzel, seksi, yani tam üstüne oturmalık bir görünüm aldı. Üzerine seksi bir fantezi-polis kıyafeti giymişti... Camları film kaplı arabasıyla Doroty'nin malikanesi'nin yanına kadar kimseye görünmeden gitti. Evin yakınında bir yerde park etti. Bir kazaya neden olmamak, olası bir durumda arkadaşını vurmak zorunda kalmamak için silahını arabasında bırakmıştı. Yalnızca fantezi polis kıyafetinin yanında dekor olarak verilen jop vardı belinde silah olarak...
Poposuna yediği
şaplakla canı acıyan ve şaşıran Doroty arkasına döndü ve:
“Natalia! seni çelimsiz, kemik torbası! OOOHHHH! Seni gördüğüme sevindim; içeri nasıl girdin? ama popom çok acıdı söyleyim bak, bunun acısını nasıl çıkaracağımı biliyorsun değil mi?” dedi.
Natalia “duvardan tırmandım, tellere elektrik vermeliydin” dedi.
Doroty ise “tellerde elektrik var normalde de, elektrik panosu arızalandı,
bakım yapan şirkete haber verdim: bekliyorum tamir etmesi için” dedi.
Bahçesindeki karavanın önündeki çardakta oturup havadan sudan sohbet etmeye
başladılar. Lise’deki günlerinden filan bahsettiler. Doroty: “canım karavandan
kendine içecek bir şeyler al; ben terliyim kıyafetimi değiştirip geliyorum”
dedi ve villasına girdi. Natalia Doroty’e FBI’da çalıştığını söylememişti.
Karavan’a gidip ortalığı kolaçan etmeye başladı. Meşrubat dolabının arkasındaki
gizli bölmeyi FBI’da edindiği tecrübe ile hemen farketti. Açtığında ise
şüpheleri haklı çıktı. Dolapta bir tane polislerin kullandığı boş beylik tabanca ve mermileri, Liseli öğrencilerin kullandığı rozetler, incil ve hemşirelere ait olabilecek
bazı eşyalar vardı. Doroty tüm seri katiller gibi kendisine öldürdüğü
kurbanlarından hatıra alıyordu. Tüm bu ipuçlarını alıp masaya koydu oturdu ve
Doroty’i beklemeye başladı.
Doroty duşunu alıp geldi ve villasının önünde durup arkasını
dönerek Natalia’ya:
“Nasılım, bu kocaman popo sana neyi hatırlatıyor?” dedi.
“AH! seni koca kıçlı yağ tulumu!, AH! koca-götlü şeytan! ben kendi isteğimle hep senin altına yattım. Beni ezmene müsaade ettim. Bundan zevk aldım. Beni bulsaydın bol bol kendimi sana ezdirirdim. Üstüme istediğin kadar yatar ve otururdun. Beni öldürmeni bile problem yapmazdım. Çünkü seni, o koca götünü, o devasa göbeğini o kadar seviyorum ki... Ben de dahil kendisini sana zevkine ezdirecek yığınla kadın ve erkek var... İnsanları öldürmene gerek yoktu.... Adalete hesap vereceksin? Ben FBI
ajanıyım. Seni yakalamak için görevlendirildim. Zorluk çıkarmadan teslim ol.
Söyleyeceğin her şey aleyhinde delil olarak kullanılabilir... Hesap vereceksin!”
Natalia: “tabi ki ben ödeteceğim seni koca kıçlı yaratık. O koca göbeğine ve koca götüne çok
güvenmemelisin bence, çünkü birazdan seni adalete teslim edeceğim. Hem de fena
şekilde hırpalayarak! Nasıl kıydın o insanlara, oturup ezme zevkin, öldürmeye
mi dönüştü?”. Bir şey daha soracağım... o kadın doktoru da bilerek ezdin değil mi? Annen bana kaza olduğunu söylemişti... Onu da zevke gelerek ezdin ve öldürdün değil mi alçak yağ tulumu... "
Doroty, Natalia' nın sözlerine aldırış etmeden kendinden emin şekilde konuşmaya başladı:
- Liseden sonra Tıp'ı kazanmıştım. Fakültenin Judo takımındaydım aynı zamanda. 3 dan sahibi judocuyum. Tıp Fakültesini yeni bitirmiştim. Mezun olunca 2 metre boyunda ve 190 kg idim. O sıska japon kadın doktorun yanında pratisyen hekim olarak çalışmaya başladım. Aynı zamanda Muayenehanesine de ortak olmuştum. Kendisi beni gördüğünde hep AAAHH! çeker arada popoma şaplak vururdu. Bir keresinde popomdan öptü. Tüm bunlar benim "zayıf kadınları üstüne oturup ezme" konusunda yeniden tahrik olmama neden oldu ama yine de kendime hakim oluyordum. Fakülte boyunca bu zevkimi nerdeyse unutmuştum. Kadın aynı zamanda siyah kuşak karateciydi. Göbeğinde tuğla kırdırırken çekilmiş fotoları vardı. Bir gün muayenehaneye 100 kg civarında güzel bir kadınla geldi. Kadına bikini giydirdi. Yere yoga minderi sererek sırt üstü uzandı ve önce o kadından karnına oturmasını istedi. 100 kiloluk kız, bizim zayıf japon doktorun karnına oturdu ve yarım saat hopladı... Bizim kadın doktor onun altındayken "gördün mü bak! biz karateciler ne kadar güçlüyüz...bu tombul ve güzel kadının ağırlığını hissetmedim bile" dedi. Ben "ben 190 kiloyum size fazlayım, benim ağırlığıma dayanamazsınız" deyince o kadından kalkmasını istedi ve benden karnına oturmamı istedi. Ben de kümese müdür yapılmış tilki gibi hissettim kendimi... önce 'dayanamazsın, ölürsün' filan dedim ama ısrar edince üstüne oturup bacaklarımı iki yana açtım ve üzerinde hoplamaya başladım.
Bak güzelim! Sumo Güreşçileri bıngıl bıngıl yağ değildirler. O yağlı vücutları aslında bir vücutçudan çok daha yoğun güçlü bir kas yapısı içerir. Öyle olmasalar zaten o kiloyla bırak güreşmek hareket dahi edemezler, nefes dahi alamazlar... yani benim de Kilomu taşıyacak sağlam bir kas ve kemik yapım var. Birazdan sen de o polis arkadaşın gibi gücümü ve ağırlığımı kaburgalarında, karnında hissedeceksin... güzel bir şekilde öleceksin... popomun altında... Melek Natalia... dedi.
Dev kadın olanlardan çok keyif alıyordu. Uzun bir kahkahanın ardından: “Çocukluğumda zayıf kız arkadaşlarımın üstüne oturmaktan zevk alırdım. Senin üstüne oturduğum gibi... şimdi öldürmekten zevk alıyorum... Normalde seni bu hakaretlerine karşılık bir çırpıda ezmem gerekirdi Natalia! ama enayi cesaretin beni
eğlendirdi doğrusu. Sana beni hırpalaman için fırsat vericem çelimsiz savaşçı melek… göster
hünerlerini! Keşke silahınla gelseydin… bana karşı belki şanşın olurdu!? ”
Natalia: “Silah’a ihtiyacım olmayacak, aracımda bıraktım zaten” dedi ve ok
gibi fırladı ve Doroty’i aikido tekniğiyle yere yatırıp devirip kelepçe takmak
istedi. Dev şişko arkadaşını bir milim bile yerinden oynatamadı. O zorlandıkça
Doroty tıpkı kendi gibi kocaman kahkahalarla "OHOHOHOHOHHH" diyerek güldü:
“ OOOHOHOHOHO OOOOOOHHH Sanırım sana biraz fazla geldim dedektif Natalia, aikido işe yaramadı istersen başka dövüş teknikleri dene biliyorsan!.” Dedi ve göbeğiyle çarpıp Natalia’yı düşürdü… Natalia ters takla atarak doğruldu ve iyi bir karateci olduğunu göstermek için gardını aldı ve Doroty’e bir uçan tekme savurdu. Doroty tombul iri kollarıyla Natalia’nın bacağını yakalayıp onu tekrar 2 metre ötesindeki kenarları olmayan basketboll sahasındaki yapay çimlere fırlattı. Natalia düştüğü yerden doğrulurken, Doroty de üzerine doğru yavaş yavaş geliyordu.
Natalia kendi kendine: “Lisede beni pestil eden bir kadının karşısına hangi akla hizmet silahsız çıktım ki; ah bu benim aptalca öz güvenim ahh, üstelik de 3. Dan judocu ve Sumo şampiyonu olmuş bir kadının karşısına, ama başka çare yok” .diye düşündü ve tekme tokat bildiği tüm karate, taekwondo teknikleriyle Doroty’e saldırdı. Fakat dev kadın o kadar dayanıklıydı ki hiç bir darbesi ona işlemedi. Bunları yaparken dev kadın sadece gülmekle yetiniyordu. Bazan sağa sola kaçarak Natalia ile alay ediyordu. Bir ara göbeğiyle çarpıp Natalia'yı yere düşürdü ve o esnada yerde olan basket topunu da fileye yolladı ve kendi poposuna şaplak vurarak poposuyla konuştu "sevgili popom! bu zayıf zavallı meleğin kaburgalarını istiyor musun? çok istiyorsun değil mi? haydi onun kaburgalarını kır! senin olsun" dedi.
Fırsattan istifade Dedektif Nataila fantezi polis kıyafetinde takılı olan Jop'u çıkartıp Doroty'nin sırtına atladı. Jopla onun boynunu markaja alıp sıkmaya başladı. Niyeti Doroty'i nefessiz bırakıp bayıltıp tutuklamaktı. Jop, Katil Dev Kadının canını yaksa da onun koca boynunu boğmaya yetmedi... Natalia'nın çöp gibi kolları, Doroty'nin o kalın kaslı ve yağlı kalın boynuna güç yetiremedi.. Yalnızca Doroty'i kızdırdı. Şişko Şeytan, sırtındaki sıska meleği, bacaklarından yakalayıp, geri geri giderek karavana yapıştırdı. Doroty ile karavan arasında kalan zayıf güzel melek; AAAHHH! diye inledi ve kadının sırtından yere düştü. “Şimdi gösteririm ben sana.” diye böğürdü yağ ve kas yığını. Yere düşen güzel kadın dedektifi ayağa kaldırıp göbeğiyle çarpıp, yarı baygın olarak tekrar yere serdi.
Sıska dedektifin acı çığlıkları arasında onun sağ ve sol bacağını üzerlerine basarak tam dört yerden çubuk gibi kırdı. “Seni şimdi o kemik torbası arkadaşlarına kavuşturacağım küçük melek deyip” cüssesinden beklenmeyen bir şekilde zıplayıp banzai-dropp yaparak kadın polisin üstüne güm diye oturdu; Doroty bıngıl bıngıl yağdan ibaret bir kadın değildi, az önce de dediğim gibi o bir sumo güreşçisiydi... kas yaparak kilo almıştı. Vücudu yağlıydı şişkoydu ama, o kiloyu taşıyacak güçlü bir kas kütlesi de vardı. Kemikleri de çok iri ve sağlamdı. Kadın dedektifimizin o incecik vücudu, o devasa poponun altında kalmıştı, Kısa bir süre kurtulmaya çalışsa da pes etti ve kolları iki yana düştü ve Doroty'nin yüzüne daha doğrusu koca göbeğine baktı ve içinden:
Şişko Doroty, katlettiği polisin; aynı zamanda Lise arkadaşının, cesedinin üzerine boylu boyunca uzandı... 1 saat kadar arkadaşının o zayıf güzel vücudunun üstünde yattı. Altında ezerek öldürdüğü kurbanına şöyle bir baktığında güzel yüzü dikkatini çektı ve “Natalia Lise’deki halinden çok çok güzelmişsin… Estetik mi oldu8n yoksa... Lisede keçi gibi bir şeydin... keşke seni tekrar diriltip tekrar tekrar tekrar ezebilseydim, o ahlamalarını duyabilseydim… sen ah! Dedikçe ben OHH! Deseydim” dedi ve arkadaşının kavga esnasında yere düşen FBI gözlüğünü Natalianın yüzüne tekrar taktı ve "OOOHHH Natalia! ölüyken bile güzelsin" dedi ve kalkıp arkadaşının yüzüne oturdu ve gözlükle beraber kafasını ezdi ve OOOHHHH! dedi. Cesedini karavanına yükleyip Natalia'nın zaten pestil hale gelmiş cesedini Runyon Kanyonu civarında ağaçlık bir alanda aracından attı.
Karavanıyla dönüş yolunda önünü bir ekip otosu kesti. Otodan tek bir kadın polis indi. Doroty'nin siyah karavanından şüphelenmişti... Çünkü araç' ın çıktığı orman yolu yasaklıydı. Bu yüzden peşine düşüp önünü kesmişti. Bu yakınlardaki küçük bir kasabada görev yapan yerel polis memuru Anharat idi. Yakın dövüş ustası siyah kuşak karateci bir kadındı. Suçluların korkulu rüyasıydı. Ayrıca çok güzel seksi bir polis kıyafeti vardı. Bölge turistik bir yer olduğu için kadın polislerin de seksi kıyafetler giymesine aldırış edilmiyordu.
Doroty onunla samimiyet kurdu. Onu bir gün odasına çağırdı.. Konuşurken kadını kucakladığı gibi yatağa attı ve cüssesinden beklenmedik bir şekilde kadının üzerine resmen uçtu ve üstüne uzandı… abandıkça abandı…
Sonra kalkıp sıska meleğin yüzüne oturdu… koca kalçasıyla onun güzel
kafasını ezdi ezdi ezdi...
Poposuyla boğdu onu… Kadını altında ezerek öldürmüştü. Amerika’dakilerle birlikte öldürdüğü kadın polisi sayısı 4’e çıkmıştı. Polisleri ezmekten ayrı bir zevk almaya başlamıştı. Zayıf güzel kadın polisleri öldürmek o’na daha çok zevk veriyordu; artık yalnızca polis öldürmek istiyordu ama zayıf güzel kadın polisleri... Altında ezdiği kadının polis olduğunu bilmek onu büsbütün tahrik ediyordu. Şansına kaldığı otelin katında kamera yoktu. Kadın polisi onun odasına girerken gören de olmamıştı ama cesetten nasıl kurtulacaktı. Tanıdığı bir japon mafyası vardı. Ondan yardım istedi. Adam ona iki tane adam gönderdi. Otelde onu ziyaret edip; zaten ufacık topu topu 40 kg olan kadın polisin cesedini yanlarında getirdikleri büyük bir bavula koyup; otelden çıkardılar.
Yalnız Japon Mafyası yaptıkları iyiliğe karşılık Doroty’den bir iş yapmasını istediler. Ona dediklerini yaparsa Sumo Güreşinden kazandığından çok daha fazlasını kazanacağını vaad ettiler. Mafyanın elindeki bir ada’da yöneticilik yapmasını istemişlerdi ondan… ada’da üretilen uyuşturucu dünyanın 4 bir yanına dağıtılıyordu.
AĞIR ÖLÜM ADA.
Doroty adada kendisine tıpkı kendisi iriyarı şişko kadın ve erkek sumoculardan oluşan bir ordu kurdu. Uyuşturucu ticaretinin yanısıra adanın çeşitli yerlerine mahzenler, yasadışı dövüş turnuvaları için kafesler yaptırmıştı. Eleman sayısını da artırmıştı. Kendisi gibi iri yarı kadınlardan ve dev sumo güreşçilerinden oluşan adamlar toplamıştı. Bir grup çete üyesini Japonya’dan zayıf güzel kadınların kaçırılıp adaya getirilmesi için görevlendirmişti. Zayıf çıtı pıtı japon kadınlar bizim lezbiyen SSBBW çete üyelerinin iştahını kabartıyordu. Tabii mümkünse polis memuresi olmalarına özen gösteriliyordu. Gerçi o da sorun olmuyordu. Sıradan bir zayıf japon kadınına polis kıyafeti giydirince de bizim çete üyelerinin zevkine hitap ediyordu. Kaçırılıp getirilen ilk kafile on kişi kadardı. Bunlardan üçü polis memuresi, diğerleri de yine çıtı pıtı zayıf güzel japon kadınlardı. İki kadın polis memurunu alıp, üzerlerine seksi fantezi polis kıyafetleri giydirerek kafes içerisindeki ringe aldılar. Ringe bizim 360 kiloluk izbandut girdi.
Ve ikisine hitaben “kadınlar polis olduğunuza göre yakın dövüş konusunda bilginiz vardır. İkiniz birden beni yenebilirseniz, buradan gidebilirsiniz”. Bunu der demez, kadın polislerden zayıf uzunca olan hızla yerinden sıçrayarak bizim devin suratına uçan tekme attı. Ani olduğu için bizim dev sendeleyip kafesin duvarına sırtını çarptı. Bir an afalladı. İkinci kadın polisin yakın dövüş bilgisi yoktu. Masa başı çalışan bir polisti. Öylece donup kaldı. Arkadaşına yardım bile edemedi. Donmuş vaziyette izliyordu. Uçan tekmeyi atan kadın polis, kafesin duvarına yapışan devi yumruklamaya başladı. Dev kendisini toparlamış, gardını Alarak kocaman tombul iri kolları ile ile kendisini yumruklardan korumaya çalışıyordu. Ama sıska polisin vuruşları fena değildi. Kollarını morartmıştı. Umduğundan çetin ceviz çıkmıştı. Canı yansa da karşılık vermektense polisin yorulmasını bekliyordu. Geri çekilerek kaçarak ve gard ile kendisini korumaya çalışıyordu.
Kadın polis tekrar döner tekme atmak için arkasını döndüğünde aniden sıçrayarak tüm cüssesiyle, boyca kendisine yakın olan polisi arkadan kucaklayarak sırtına bindi. Tabii Doroty’nin korkunç ağırlığına dayanamayan zavallı kadın, dört ayağının üstüne yere yığıldı. Bizim şişko katil Doroty, sıska polisin sırtına ata biner gibi binmişti. Belinin kırılacağını anlayan kadın polis memuru aaaah! diyerek yere uzandı. Şişko Doroty de sırtına oturdu. Onu poposuyla ezmeye başlamıştı. Üzerinde zıplıyordu. Tabii bu arada diğer daha ufak tefek çıtı pıtı olan polis memuru da cesarete gelip, arkadan obez devimize saldırarak saçlarından asılıp “kaldır o koca poponu arkadaşımın üstünden! koca kıçlı domuz!” diye bağırdı. Diğer polisin üstündeyken arkasındaki polisi özel bir judo tekniğiyle yakalayan izbandut, onu omuz hizasından fırlatarak attı.
Polis memuresi yere çakılıp, aaaah diye inledi. Ve sırt üstü düştü, kolları iki yana açık şekilde kaldı. Sen orada sırt üstü yat ve beni bekle güzelim, dedi. Arkadaşını ezdikten sonra senin üstüne oturacağım. Altındaki polis memurunun üstünden kalkıp, çömelme pozisyonuna gelerek altındaki polisi çevirdi. Polis artık kendisini koruyacak durumda değildi. İşi bitmişti. Kollarını iki yanına açıp, aaaaah, diye inledi. Bizimki olanca ağırlığıyla kadın polisin kaburgalarının üstüne oturdu.
Bir iki kere zıplayınca sıska uzun polis kızın kaburgaları çubuk kraker gibi kütür kütür kırıldı. Son kez arkadaşına bakarak aaaaAAAHHH! diye son nefesini verdi ve öldü. O ölünce bizim izbandut çete lideri OOOHHH! Diyerek orgazm oldu. Ve onun üstünden kalktı. O bunları yaparken, salondaki çete üyeleri ve izleyiciler “öldür öldür, ez onları” diye tempo tutuyorlardı.
Diğer, yerdeki polisin yanına yaklaşıp, “seni de üzerine oturup öldürürdüm ama, farklı planlarım var” dedi. 400 kiloya yakın, erkek sumo güreşçilerinden birini yanına çağırıp, "o senin. Ona tecavüz et. Altında ez. Üzerinden kalktığında tüm kemikleri kırılmış olsun”, dedi. Yerdeki kadın polis düşmenin etkisiyle beli incinmişti zaten. Yerden kalkamıyordu. Kalksa da ne yapacaktı. Yakın dövüşte iyi olan arkadaşı bile biraz önce o kocaman yağ tulumunun koca götünün altında ezilerek ahlaya inleye ölmüştü. O kocaman götle göbekle devasa vücutla hangi dövüş tekniği başa çıkabilirdi ki. Kaderine razı olup, kolları iki yana açık bir vaziyette “AAHHHH, Seninim yağ tulumu... haydı çık üstüme, ez beni, öldür beni AAAAAHHH” diye bağırdı. Sumo güreşçisi ağır ağır ona yaklaştı. Önce yerdeki zavallı minik kadın polisin üstüne ters olarak oturdu...
3. Kadın polis, ilki gibi uzun boyluydu, ama japonlara benzetiyordu... annesi alman, babası japondu. Japonyada Polis Teşkilatına girmişti, birkaç yıl önce... Avrupalı görünümünde incecik, kaburgaları sayılıyordu ve çok güzeldi. Onu ringe aldılar. Çete lideri, çetesine güzel bir gösteri izletmek için, diğer şişman kadın arkadaşını da yanına çağırdı. O da zaten kendisine yakın kilodaydı. 360 kiloydu bizimki o da 300 kilo vardı. İkisi ringe geldiler. Kadın polise, “deminki arkadaşların ikisi birden bir başınayken karşıma çıktılar. Sen ikimize karşı tek dövüşeceksin. Tüm gücünü kullanarak, bizi yenmeye çalış.” dedi. Diğer arkadaşının kulağına, “onunla biraz eğlenelim.
Hemen bitirmeyelim işini.” dedi. Kadın polis karate pozisyonu alıp, bizim şişkoya döner tekme savurmak istedi. Ancak, arkadan diğer şişko onun bacağını havada yakalayıp, onu kaldırdı ve başının üstünde döndürmeye başladı. Ve onu kafesin demirlerine fırlattı. Sırtını demirlere çarpan kadın polis, sporcu olduğu için fazla etkilenmemişti. Kendisini toparladı. Bu sefer en yakınındaki şişko kadına hamle yaptı, ancak, yumruğunu havada yakalayan şişko kadın onu kollarıyla sardı ve kucağına kaldırıp sıkmaya başladı. O haldeyken bizim çete lideri de gelip onu aralarında ezmeye başladılar. Ama sonra yere bıraktılar. Sıska kadın sersemlemişti.
Doroty onun kafasını alıp bacaklarının arasına aldı. Öylece bekletti. Sonra kafesin içine tek kişilik baza türü şişme yatak getirdiler. Ve diğeri de kadın polisi alıp, yatağa sıkıca bağladılar. sonra yatağın üzerindeki kadın polisin üstüne ikisi birden oturdular. Çete lideri, zayıf kadın polisin göğüs kısmına oturmuştu. Zevkini çıkarta çıkarta üzerinde hafif hafif hoplayarak onu eziyorlardı. Arada tüm ağırlıkları verip onu inletiyorlardı ama tadı çıksın hemen ölsün istemiyorlardı... kadının ahlamaları inlemeleri tüm salondan duyuluyordu...... Kadını yavaş yavaş adeta ince bir karton haline getirene kadar ezdiler... Kadın polis öldükten sonra Doroty tek başına onun cesedinin üstüne oturdu. .
DOROTYH ÖLECEK (Mİ ACABA)?
DOROTY ve çetesinin adada asıl işlevi Amerikan Mafyası ile Japon Yakuza arasında bağlantı görevi görmekti. Ayrıca adada Marihuana ve haşhaş yetiştiriyorlardı. Günün birinde Rus Mafyasından bir gurup DOROTY ile görüşerek pastadan pay istemişlerdi. DOROTY buna hayır cevabı vermişti arkasındaki Amerikan ve Japon mafyasına güvenerek. Oysa bilmediği bir şey vardı. Rus mafyasıyla o bölgede ne Amerikan ne de Japon mafyası boy ölçüşemezdi. Rus mafyasının Doroty’nin üstüne oturup ezebileceği tipte kadınlardan oluşan bir yapısı da yoktu. Ellerinde çoğu KGB eskisi son derece profesyonel tetikçiler, elemanlar bulunduruyordu. DOROTYin adada çoğunluğu 200 kadar koruma elemanı vardı. Rus mafyası önce içlerine soktuğu ajanlarla DOROTYin en yakın kankası TİTO’yu satın aldılar. Ondan adanın tüm planını gece nöbet tutulan mevzileri öğrendiler. Adaya bir gece vakti, 100 kadar profesyonel tetikçilerden, pankreasçı ve ağır sıklet boksörlerden oluşturdukları bir katiller ordusuyla adaya sızdılar. Adaya çıkanlar çıtkırıldım zayıf tipler asla değillerdi. Dev gibi iki metre boyunda her biri dövüş ustası işinin uzmanı kişilerdi. Ekibin tamamı İzbandut gibi erkeklerdi. Yalnızca ekibin lideri Yulia VIKTOROVNA adında bir kadındı.
Defalarca Rusya’da vücut geliştirme şampiyonu olmuş. Kullandığı steoridler yüzünden erkeksileşmiş vücudu, iki metreye yakın boyu, 90 kiloyu geçen sıfır yağlı kaslı vücuduyla adeta insandan ziyade bir gorili andırıyordu. Aynı zamanda da kik boks şampiyonuydu. MMA dövüşlerinde de başarılıydı. Tabii masraflarını karşılamak için mafya adına tetikçilik yapıyor, Mafya elemanlarına yakın dövüş dersleri çıplak elle adam öldürme dersleri veriyordu. Yumrukları dirsekleri dizleri ile mermer blokları parçalayabiliyordu. DOROTYin yirmi kadar nöbet yeri vardı. Her birinde de fazla kilolu olmayan ama iri sayılabilecek kadın elemanları nöbet tutuyordu. Rus tetikçiler bunların yirmisini de çok rahat haşat ettiler. Arkadan sinsice yaklaşıp saniyeler içinde boyunlarını kırdılar. Sonra yatakhanelere bayıltıcı gaz atarak zaten uyumakta olan elemanları bayılttılar.
Beşerli guruplar halinde girip, DOROTYin bayılmış elemanlarını tavuk boğazlar gibi boğazlayarak birer birer öldürdüler. Aynı şekilde bir grup suikastçi de uyumakta olan sumo güreşçilerini odalarında gazla bayıltıp boğazlarını keserek öldürdüler. Bu esnada DOROTY uyanıktı ancak, böyle bir durumun başına gelebileceğini asla tahmin etmiyordu. O tüm dünyayı özellikle rus mafyasını da zayıf bir deri bir kemik kadınlardan oluşuyor zannetmişti. O esnada en büyük eğlencesini yapıyordu. Yine Japonyadan esir olarak getirilmiş zayıf bir deri bir kemik, bir kadın polisi üstüne oturmuş, hoplayarak ezmekle meşguldü. Tabii aynı odada Elizabeth'in en yakın arkadaşı koruması TİTO ile Tamara da kendi aralarında eğleniyordu. 150 kiloluk Tito 40 kiloluk Tamara'nın sırtına binmiş atçılık oynuyorlardı.
Tamara Doroty ile karşılıp sağ kalan tek zayıf kadın polisti. Doroty ve çetesinin soyduğu bir bankada koruma polisiyken; Doroty tarafından rehin alınmıştı. Arkadaşı olan kadın polisler Doroty tarafından üstüne oturulmak suretiyle öldürülmüştü. O ise Doroty'e hem lezbiyen hem de Fat-admirer olduğunu; kendisini görür görmez aşık olduğunu söyleyerek, hem canını kurtarmış hem de Doroty'nin en yakın kankalarından olmuştu.
Rus mafyası Tito'yu satın almıştı. Tito Rus mafyasından aldığı talimat gereği, esir zayıf kadın polislerden birisini DOROTY’e sunarak onu oyalamıştı.
DOROTY tam altındaki çelimsiz kadın polisi ezerek öldürdüğü esnada rus mafyasının elemanları kapıyı kırıp paldır küldür içeri girmişlerdi. Başlarındaki Yulia . “Kolay gelsin tatlım, sen bizi istemedin, davet etmedin ama sen üzülme diye biz geldik” dedi. DOROTY hala öldürdüğü kadın polisin cesedinin üstünde oturuyordu. “ne demek oluyor bu, Tito. Sen niye buradasın niye önlem almadın” diye bağırdı. Tito “ üzgünüm tatlım. Seninle kardeş gibiydik ama güçlü olanın yanında yer almak en mantıklısıdır. Acımasız bir katiller ordusuyla ben yanında da olsam baş edemezdin. Senin devrin bitti” diye Doroty ile alay etti.
Tito’nun altındaki Tamara da şaşkın şaşkın bakıyordu. Tito Tamaraya “üzülme tatlım bundan sonra senin horozun ben olacağım. Benim kölem olacaksın. Zaten DOROTYten çok benim altıma yatıyordun.” dedi. Yulia “sana bir şanş vereceğim DOROTY. Hani buraya getirdiğin bazı zayıf kadın polislere tanıdığın şansı ben de sana vereceğim. Seninle kafes dövüşü yapacağız. Eğer beni yenebilirsen, serbestsin! Dövüş ikimiz arasında olacak. Ama senin adamlarının hepsi öldüğü için yalnız benim adamların seyredecek kusura bakma” diye bağırdı. DOROTY altındaki kadın polisin cesedinin üstünden kalktı ve “büyük bir zevkle. O kaslı vücudunu popomun altında ezmek büyük bir zevk olacak, gerçi zayıf kadınları ezmek kadar zevk vermese de idare edeceğim artık”, diye kükredi. Yulia ve DOROTY kafese girdiler...
DOROTY bir sumo güreşçisi gibi dizlerini kırdı. Koşarak tüm vücuduyla çarpıp Yulia’yı kafese yapıştırmak ezmek istedi. Yerinden ok gibi fırladı. Yulia ise yerinden hiç kıpırdamadan duruyordu. DOROTY tam ona çarpacağı sırada sol elinin ayasıyla DOROTYin alnına vurarak onu durdurdu. Sonra o kaslı tüylü erkeksi koluyla dümdüz hiç bozmadan yumruklarını sıkarak DOROTYin tam diyaframının üstüne yumruğunu indirdi. DOROTY uuuhgth! diye bir ses çıkardı. Eliyle göğsünü tuttu. Yumruğuyla mermerleri kıran bir insandan böyle bir yumruk yemek ölümcül bir hataydı. Tam yere yıkılacakken, Yulia boş göndermeyim diye, suratına sağlı sollu iki kroşe çaktı. Tamara, gözleri faldaşı gibi açılmış DOROTYin vücudunun yere bir kütük gibi düşmesini seyretti. 90 kiloluk vücutçu erkeksileşmiş bir kadınla dalaşmak 45-50 kiloluk kadınları alt-etmeye benzemiyordu. DOROTY aldığı üç darbeyle komaya girmişti, bıraksa o haliyle bile ölürdü ama Yulia gibi profesyonel bir katil onu kolay göndermeyecekti.
DOROTYin koca gövdesine öyle bir tekme yapıştırdı ki koca kütle yerinden fırlayıp kafesin duvarlarına çarpıp yere düştü. O bunları yaptıkça adamları çılgınca alkışlıyordu. DOROTY şuurunu kaybetmiş vücudu titriyordu. Yulia, onun vücuduyla, top gibi oynadı. Onlarca zayıf güzel kadın polisi ezerek öldürmede kullandığı koca poposunun ona hiçbir faydası olmamıştı. Sonu kendisinden daha fazla gelen bir kas kütlesinin elinden olmuştu. Yulia, DOROTYi alt ettikten sonra Tito’yu adadan işlerin sorumlusu olarak görevlendirdi. Artık Ada rus mafyasına aitti. DOROTY tarih olmuştu. ŞİMDİLİK
ŞEYTANLAR ASLA ÖLMEZ!
Kadının zayıf vücudu preslenmişti ve ağzından kan fışkırdı.... adeta düzlenmişti. Doroty' nin Poposu altındaki kadının tüm vücudun kaplamıştı. Bir taraftan Helga' nın üstünde otururken; diğer taraftan da "neyden türediğimi öğrendin mi? sıska melek... su aygırının altında kalmak nasıl bir duyguymuş... evet ben dünyanın en güzel su aygırıyım, popom güzel ama değil mi? Evet senin gibi güzel bir melek, böyle güzel kocaman bir poponun, yağlı devasa butların altında ölmeli" dedi.
Güçlü kemik ve kas yapısı sayesinde oturmak kalkmak Doroty için sorun olmuyordu. Kadın Polis'in sıska vücudunun üstünde bir süre oturdu hopladı.... sonra ona baktı... onu kanatlarıyla gerçek bir melek olarak hayal etti... evet poposunun altındaki kadın gerçek bir melekti...
Ama duyduğu ses üzerine kadının cesedinin üstünden kalktı... bir takım ayak sesleri koşar adım bulunduğu yere geliyordu. "Emniyet Müdiresine suikast düzenleneceği" istihbaratını alan Rus polisi 4 kişilik bir polis ekibini Emniyet Müdiresinin evine yollamıştı... Doroty derhal saklandı... Helga' nın hem iyi bir maaşı vardı hem de aileden zengindi... O yüzden çok büyük bir hobi bahçesi yaptırmıştı. Her çeşit büyük bitki ve çiçek olan bir bahçede Doroty gibi devasa bir kadın bile kolayca saklanabilirdi...
Gelen polis ekibi yakın dövüş uzmanı kadınlardan oluşan bir timdi. Başlarında sivil giyimli komiserleri Gabriella vardı. Diğerlerinin adları Michella, Uriella ve Rafaella idi... Bunların kıyafetleri Rus polisinden ziyade Amerikan Polislerininkine benziyordu. Komiserleri tam bir amerikan hayranı olduğu için, emrindeki polisleri Amerikan Polisleri gibi giydiriyordu... Bunun için üstlerinden özel izin almıştı.
Tabii bunları derken ilerde Emniyet Müdiresinin pelt olmuş; yere yapışmış cesedini görünce durumun hiç de komik olmadığını anladılar... hepsi korkuyla baktılar etraflarına... Komiserleri gevezelik eden Michella' ya "evet hayatım sen böyle işi ciddiye almazsan sonun bu kadın gibi olacak... dikkatli olalım, birbirimizden ayrılmayalım... görür görmez ateş açıyoruz... normal polis kurallarını boş verin... teslim ol! çağrısı gereksiz... direk ateş açıyorsunuz... onun koca poposunu kevgir haline getireceksiniz"
4 güzel kadın polis, Tam bahçenin ortasına geldikleri sırada ortalarına göz yaşartıcı bomba düştü... Doroty birbirinden ayrılmayan 4 silahlı iyi eğitimli kadın polise doğrudan saldırmanın imkansız olduğunu görünce yanında getirdiği göz yaşartıcı bombayı ortalarına atmıştı... yanında gerçek silah ve gerçek bomba da taşıyordu ama onlarla öldürürse zevk alamazdı... Doroty, göz yaşartıcı bombadan etkilenmiş 4 kadın polisi göbeğiyle çarpıp, onları bowling topunun çarptığı dubalar gibi dağıttı yere serdi ve hepsini yan yana yere sırt üstü yatırdıktan sonra yerde kıvranan meleklere: "Kusura bakmayın güzel melekler! silahlarınız varken ve beni 'görür görmez vuracağınızı' söylerken; sizinle adil dövüşemezdim, atara atar, gidere gider" dedi ve yerde kıvranan 4 kadın polisin üstüne yavaşça oturdu, ayaklarını iki yana ayırdı ve OOOOOHHHHH! dedi.. onların 4' ünü de poposuyla ezmeye başladı... 4 güzel meleğin üzerinde bir süre hopladı ...
sonra yerde sırt üstü yatan ve ağızlarından kan fışkıran meleklerin üstüne arkasını dönerek ters oturdu. Bu sefer işlerini bitirmişti. 4 Melekten de canhıraş tek bir AHHHHHHHHH! sesi geldi ve sesleri kesildi.
TÜRK MAFYASI İLE UYUŞTURUCU VE SİLAH KAÇAKÇILIĞI
Rus Mafyası Doroty’e yeni bir görev vermişti. İstanbul Karadeniz açıklarında bir gemide Türk mafyası’ndan uyuşturucu alınacaktı. Karşılığında onlara AK-12 Silahı verilecekti. Doroty’i takası kazasız belasız organize etmekle meşguldü. Ancak, Mafyadaki bir muhbir durumu Rus polisine bildirmiş, Rus polisi de Türk polisi ile temasa geçmişti. İstanbul Emniyet Müdürlüğü yapılacak operasyonda Baş-komiser Rıza SOYLU ve ekibini görevlendirmişti. Uyuşturucu ve silah takasının yapılacağı gün ve saat tespit edilmişti. Rusya’dan gelen polis timi de Rıza SOYLU’nun emrine girmişti. Rıza SOYLU baskın için deniz motosikletleri ve hafif silahlar kullanmaya karar vermişti. Normal polis teknesiyle baskın yapılırsa; gemidekilerin önlem alma ve kaçma durumları vardı. Operasyonun gizli olması için deniz motosikletleriyle gemiye yaklaşılacak ve halatlarla gemiye çıkıp, baskın gerçekleştirilecekti. Rıza SOYLU’nun ekibindeki en gözüpek polis, komiser Zeynep AKYÜZ ATEŞ’ti.
Zeynep Komiser gemiye çıkmayıp, ekibiyle birlikte denizde takviye kuvvet olarak bekleyecekti. Doroty baskının yapılacağı gün ve saatte gemide Türk mafyasıyla bir araya gelmiş ve getirdikleri uyuşturucuyu kontrol ediyordu. Rıza SOYLU’nun ekibi de deniz motosikletleriyle gelmiş ve halatlarla gemiye çıkmışlardı. Turizm mevsimi olduğu için; deniz motosikletleriyle dolaşan pek çok turistin arasında polisler “ayrıca sivil giyindikleri ve hafif silah taşıdıkları için” pek dikkat çekmemişti. Hafif silah taşımaları pek de iyi olmayacaktı. Gemiye 10 Türk Polisi ve 10 rus polisi çıkmıştı. İçerde ise 15 kadar Türk ve 50 kadar Rus mafya mensubu vardı. Rıza ve ekibinin hafif silahlarına karşı Mafya Mensupları ağır silahlar taşıyordu. Nöbet tutan 4 mafya üyesi bile ellerindeki uzun namlulu otomatik silahlarla; polisleri fark eder etmez ateş ederek; Türk polislerinden dördünü Ruslardan da ikisini öldürdüler
Zeynep Komiser “AAAAAAAHHHH! Aylin olmalı... o iki polisle birlikte iskele tarafından tırmanmıştı..., ekip sancak tarafından çıkmıştı... AHHHH! gafil avlamış olmalı yağ tulumu onları” diye düşündü…
Tekne her hangi bir resmi limana uğramadı… kuş uçmaz kervan geçmez
bir yerde Doroty’e ait bir arazi’de yapılmış bir iskele’de demirledi. Burayı
Doroty Ada'da kazandığı paralarla almıştı. Arazi ona aitti ve
silahlı adamları koruyordu. Doroty’nin adamları Zeynep Komiser’i hücresinden
çıkartıp tekneden indirdiler. Doroty’nin malikanesine götürdüler. Doroty “bu
güzel meleği bodrum kattaki hücreye kapatın… yemesi için salata verin.
Yaşayacak kadar yesin… kilo almasını istemiyorum… kilo alırsa onu ezmek zevkli
olmaz… zayıf ve güzel kalmalı ki ezmekten zevk alayım” dedi. Tabii bunları
Rusça söylemişti; Zeynep komiser anlamamıştı. Doroty çat pat Türkçe de biliyordu.
Zeynep Komiser’e “seni arkadaşını öldürdüğüm silahımla öldüreceğim; arkadaşın 3
saniyede can verdi. Bakalım sen ne kadar dayanacaksın” diyerek
Zeynep Komiser’in yattığı odada duvarda kocaman bir tv vardı. TV açıktı ve bir odayı gösteriyordu. Odada bir yatak vardı. Yatağın üstünde bir polis kıyafetli bir kadın vardı... Daha sonra odaya Doroty girdi. Yataktaki kadın, kendisini savunmak için hiçbir şey yapmadı. Yatağa uzanıp kolları iki yana açık şekilde; AAAAH! dedi ve rusça bir şeyler söyledi. Doroty kadının üstüne uzandı iyice abanarak onu gövdesiyle göbeğiyle ezdi... Sonra kadının üstüne oturdu ve zevkle hopladı... Kemikleri sayılan zayıf kadını poposunun altında mahvetti. Sonra kalktı kadını yatağın kenarına çekip tekrar göğsüne oturdu. Zavallı kadın onun poposunun altında cansız olarak yatıyordu, Doroty'nin altında yalnızca saçları görünüyordu; Şişko kadın çok keyifliydi. Sürekli OOOOHHHH! deyip duruyordu.
Zeynep Komiser “AHH! Öldü zavallıcık. Melek kadar da güzeldi. AHHHH! Yağ tulumu!, seni gidi şişko İblis! Yarın senin o koca kıçını bu kadın için de tekmeleyeceğim. Aylin'i de demek bu şekil üstüne oturup öldürdün; ama ben kolay lokma değilim.” dedi. Gece kalktı namaz kıldı, dua etti.
Tam o esnada içeri
Doroty’nin baş yardımcısı olan Veronica girdi. 150 Kg civarında iri bir kadındı. Zeynep’e yemek olarak salata
getirmişti. Zeynep’e “izledin mi? o kadın Ukraynalı bir polisti. Doroty onu günlerce aç bırakıp zayıflattı... Yarın sen de böyle öleceksin. Keşke seni bana
verse de; ben ezsem, çok güzelsin” dedi. Zeynep onunla hiç muhatap olmadı.
Zeynep getirilen Rus Salatasını yedi. Zaten kilosuna dikkat ettiği için
normalde de hep salata yerdi. Sonra uyudu. Ertesi sabah Zeynep’i basketboll
sahası gibi bir yere götürdüler. Orası da Doroty’e aitti. Doroty orada elinde
baskettboll topu Zeynep’i bekliyordu.
Doroty daha sözünü bitirmemişti ki Zeynep Komiser çok güzel bir uçan tekme ile saldırıya geçti. Ama Doroty de yılların Sumo Güreşçisi ve ring dövüşçüsüydü. Hemen yan dönerek Zeynep Komiser’i uzun ince güzel bacağından yakalayıp “daha iyisini yap güzel melek” diyerek döndürerek; fırlattı. Zeynep havada ters takla atarak yere çarpmaktan kurtuldu. Hem Taekwondocu hem de Jimnastikçiydi. Hiç korkmadan tekme yumruk ne varsa karşısındaki koca-popolu Girlzilla’ya saldırıyordu. Kaba etlerine, koca göbeğine neresi denk gelirse vuruyordu. Ama dev kadın bu vuruşlardan hiç etkilenmiyor gibiydi. Dişi bir fil ile dişi bir aslan kavga ediyordu sanki…
Dev kadının vücudunu Rus Mafyası özel hastanelerinde özel teknik ve ilaçlarla büyütmüşlerdi. İri güçlü kas yapısının üstü nerdeyse 10 cm yağla kaplıydı. Tıpkı bir kutup ayısı gibiydi. O yağlı devasa vücudunu taşıyan güçlü bir kemik ve kas yapısına sahipti. Ayıdan da güçlüydü fil gibiydi. Ama Zeynep de bir Türk kadınıydı, bir Türk polisiydi…
O canavarla kanının son
damlasına kadar mücadele edecekti. Zeynep akrobatik bir hareketle zıplayarak
Doroty’nin boynuna bindi. Bacaklarıyla boynunu sıkmaya başladı. Ama dev şişko kadının kocaman kalın boynu, Zeynep’in çöp gibi bacaklarının gücünden etkilenmiyordu.
Doroty gülerek “çok güzel! boynuma bindin ama, bakalım, ben sana bindiğimde ne
yapacaksın?” dedi. Zeynep’in bacaklarını ayırarak üzerinden fırlattı. Zeynep
yine akrobatik bir hareketle yere çarpmaktan kurtuldu. Ama Doroty birden
koşarak ona göbeğiyle çarptı ve tellere yapıştırdı. Zeynep’i tellerde bir süre
göbeğiyle ezdi. Sonra iyice güçten düşen Zeynep Komiser ayakta zor duruyordu... Doroty ona tekrar koca göbeğiyle vurarak türk kadın polisi yere yıktı.
Zeynep kolları iki yana açık vaziyette “AAAHHHH! Yaktın beni Şişko Şeytan!… işim
bitti… durma! ez beni… öldür beni… biz Türk Polisleri hep şehit düşmek isteriz
zaten AH!... AHHHH Aylin! AH!... senin intikamını alamadım... o yağ tulumu beni de birazdan üstüme oturup pestil edecek. AAAAHHHH... ” dedi. Doroty hiç vakit geçirmeden OOOOHHHH! Diyerek Zeynep Komiserin
üstüne oturdu. Zavallı Zeynep Komiser’in karnı içeri çöktü. Doroty'nin koca-götünün altında zavallı meleğin Kaburgaları çatır çutur kırıldı... yüreği ezildi parçalandı... ciğerleri patladı ve o güzel ağzından bir metre havaya kan fışkırdı ve
öldü.
O da tıpkı Aylin komiser gibi ve diğer zayıf güzel melekler gibi Doroty'nin devasa yağlı dev bir armuda benzeyen poposunun altında ruhunu teslim etti.
Hem Seri Katil aynı zamanda da lezbiyen olan Doroty, şehit Türk Kadın Komiser’in üstünde saatlerce oturdu… onun zayıf güzel vücudunu adeta püre haline getirirken orgazm oldu. Üstünde viskisini yudumladı. Adamlarına döndü dedi ki:
"çocuklar bugüne kadar öldürdüğüm zayıf güzel kadın polisler melekse bu Türk Kadın Komiser Baş-melek olmalı… en çok onu öldürürken zevk aldım; onu ezmekten, onun üstüne oturmaktan büyük keyif aldım. Onun zayıf ve mükemmel vücudunun üstünden hiç kalkmak istemiyorum OOOOOOOOHHHHH! Ben şişko bir şeytanım, ben bir melek katiliyim… benim silahım bu kocaman vücudum ve devasa yağlı etli popom… OOOOOOHHHHH… çok güzelmişsin Zeynep… tam bir melekmişsin. Hem de Baş-melek… ama sonun benim götümün altında pestil olmak oldu… OOOHOHOHOHOOOOOHHH. OOHOHH”
Bir Eylül sabahı güneş yeni yeni doğarken, Akrep'in karargahı Rus Spetsnazları tarafından basıldı. Doroty de o gece karargahtaydı. Akrebin karargahta 300'e yakın silahlı adamı vardı... Spetnazlarla birlikte polis güçleri de gelmişti. İçlerinden biri Doroty'nin üstüne oturarak öldürdüğü Kadın Emniyet Amiri Helga'nın kardeşi Olga Dimithrova idi...
Olga, Spetnazların komutanı'na "Doroty'i kendisine bırakmasını, onunla tek başına yüzleşeceğini" söyledi. Doroty, Akrep ve 2 koruması ise ormanlık alana doğru kaçıyorlardı. Olga iyi bir atletti, üzerindeki üniformaya rağmen, çok hızlı koşuyordu. Polis okulu adına girdiği atletizm şampiyonasında 1. olmuştu. Olga, kaleşnikof kullanma konusunda uzmandı. Kaçaklara yetişmesi uzun sürmedi... Teslim ol! çağrısı yaptı... Akrep ve iki adamı silahlarını Olga'ya doğrultunca üç erkeği orada kaleşnikofla delik deşik etti. Doroty güçlendirilmiş fiziği sebebiyle kilosuna rağmen hızlıydı ama yine de Olga ile hız konusunda baş edemezdi. Olga'nın Akrep ve iki adamını acımasızca vurduğunu görünce şakası olmadığını anladı ve durarak ellerini havaya kaldırdı...
Olga: "boş yere ellerini havaya kaldırma kocagötlü yağ tulumu!... kardeşimi ve onun koruması olan dört güzel meleği, o koca poponla ezerek öldürmüşsün; buraya adil bir dövüş için gelmedim.. uğraşamam senle... kusura bakma" dedi. Olga kanuni yöntemleri boş verip Kaleşnikofu doğrultup tetiğe asıldı; ama silah ateş almadı. Hırsla Sarjor'daki 30 merminin tamamını Akrep ve iki adamına boşaltmıştı. Silah boştu. Olga kardeşine göre oldukça iri sayılacak bir fizikteydi. 69 kg civarında 180 cm boyunda ve atlet ve kik boksçuydu. Keleşi bırakarak Doroty'e tekme yumruk saldırdı. Zıplayarak Doroty'nin alnına çok şiddetli bir tekme çaktı. Normal bir insanı öldürebilecek yada hastanelik edebilecek uçan tekmesi, dev kadını yere yıkmaya yetmedi biraz geriletti ve sersemletti... Toparlanmasına fırsat vermeden onu yumruklamaya ve tekmelemeye devam etti. Doroty 700 kiloya yaklaşan ağırlığıyla ormana koşarken yorulmuştu... Aslında darbelerinden çok da etkilenmediği Olga'ya karşılık vermektense dayak yiyor gibi yapıp, dinlenmeyi düşünüyordu... hatta Olga karnına tekme atınca, sırt üstü yattı ve hareketsiz kaldı. Olga yerdeki Doroty'nin kocaman göbeğinin üstüne çıkıp bir tepede oturuyor gibi oturdu ve:
"sonunda seni alt eden polis olarak tarihe geçtim; büyük şişko şeytan; harbiden su aygırı kadar varmışsın. Şimdi sen benim minik güzel popomun altındasın, nasılmış" dedi.
Doroty gözlerini dahi açmıyordu... Alnı yediği tekmenin şiddetiyle hafif berelenmişti, koca butlarında da Olga' nın darbeleri sonucu kızarmalara vardı. İşi bitmişe benziyordu. Ama birden o kocaman göbeğini dalgalandırarak üstündeki kadını bir metre havaya fırlattı, geri göbeğine düşen polis memuresini havada kollarıyla yakaladı ve kucakladı ve "OOOOOHHHHHH" diye dönerek altına aldı.. Şeytanların en şişkosu Doroty zayıf güzel meleğin üstüne çıkmıştı.
Olga Komiser "AAAAAAHHHHHAAA AAAHHH! Affet beni ablacığım... bu şişko yağ tulumundan intikamını alamadım. Beni de altına aldı AAAAAAAHHHHHHH! birazdan beni de seni ezdiği gibi ezecek AAAHHHH" dedi ve Doroty'nin koca gövdesinin altında kayboldu gitti....
Bunu duyan genç, toy ve zayıf kadın polis: "AHHHH! Tam bin tane melek gibi güzel zayıf kadın polisi üstlerine oturup ezerek öldürmüş haa.... ne göt varmış kadında... değirmen taşı gibi... AAAHHA AHHH! polis katili bir göt... AH! 1001. ben olmak istiyorum. Umarım beni de üstüme oturarak öldürür" diyerek kahkaha attı...
Şoför koltuğundaki yaşlı polis memuru: "bu arabayı hiç mola vermeden sürsem iyi olacak; yoksa sen hemen arka tarafa geçip o şişko kadının altına yatarsın"... önce seni üstüne oturup ezerek öldürür, sonra beni senin silahınla vurur. Maalesef erkek polisleri üstlerine oturarak öldürmüyormuş... silahla vuruyormuş".
Zayıf güzel sarışın kadın polis gülerek: "sen en iyisi bana karşı da dikkatli ol! onun tarafından ezilebilmek için seni ben vurabilirim" dedi ve aracın arkasına doğru bağırdı:
"AAAAAAAAHHHHHH! Ez beni Doroty! Üstüme otur! Göğsüme otur! AHHHHHH! Ez beni! AHHH! Ez Beniiiiiii! AH! AH! AAAAAHHH!"
BİTTİ......................................




























































